İslamiyetİslamiyetin Yayılışı

İslamiyetin Yayılışı – Peygamber Efendimiz Dönemi ve 4 Halife Dönemi

143views
PEYGAMBER EFENDİMİZ (s.a.v) DÖNEMİNDE İSLAM’IN YAYILIŞI

Amcası ve eşinin vefatından sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v) ‘e yapılan baskı ve zulümler artmıştı. Hem bu nedenle hem de İslam dinini artık Mekke’nin dışına yaymak için evlatlığı Zeyd (r.a)’ı yanına alarak 620 yılında taife sefere çıktı. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Taif halkının ileri gelenleri ile görüştü ve onları İslam’a davet etti. Ama gördüğü muamele Mekke’dekinden farksızdı. Burada 10 gün kalan Efendimiz (s.a.v)’e ayrılırken Taif halkının köleleri 2.5 kilometrelik yol boyunca taş atıp eziyet etmişlerdir. Ve İslam dinini kesinlikle ret etmişlerdir.

Kelime anlamı olarak Hicret, bir yerden başla bir yere göç etmek anlamına gelir. Pek çok kaynakta Hicret’in nedeni Mekke’li müşriklerin artan baskı ve eziyetleri olarak belirtilse de asıl nedeni İslam Dinini Yaymaktır. Bu artan baskı ve eziyetlerden dolayı Mekke de İslam dinin yaymak mümkün değildi ve bu yüzden Medine’ye Hicret edilmiştir.

Bu savaşın Müslümanlar açısından nedeni, Müslümanları hicrete zorlayan müşriklerin geride bırakılan malları yağmalamalarıdır.

Müşrikler için ise, Müslümanlar mallarını kullanamadıkları için çareyi müşriklerin kervanlarına saldırmakta buluyorlardı. Bu yüzden savaşmaya karar vermişlerdir.

Bu savaş Müslümanlar açısından oldukça önemlidir. 300 kadar Müslüman ordusunun yaklaşık 1000 kişilik Müşrik ordusuna karşı kazandığı zafer sayesinde bugün inandığımız İslam dini bugünlere kadar gelebilmiştir.

İlk büyük başarı olan bu zaferle Medine’de Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in nüfusunu son derece güçlendirdi.

Kureyşliler Bedir Savaşının intikamını almak ve kaybettikleri itibarlarını kazanmak istiyorlardı. Bu yüzden savaşacaklardı.

27 Mart 625 Yılında Mekkeli Ebu Süfyan Ordusu ile Müslümanlar arasında Uhud Dağı’nın eteklerinde yapılmıştır.

Mekkeliler asıl amaçları olan Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in nüfusunu yok etme emellerini gerçekleştiremediler

Mekkeliler Müslümanları yok etmeye güçlerinin yetmeyeceğini anladılar.

23 Şubat 627 yılında Mekkeli müşrikler ve Müslümanlar arasında yapılan son savaştır. Müslümanların hendek kazarak savunma savaşı yapmasından dolayı bu isim verilmiştir. Savaş Müslümanların zaferiyle sonuçlanmıştır. Mekkeli Müşrikler ve Müslümanlar Arasında Yapılan son savaştır.628 yılında Mekkelilerle Müslümanlar için ayrıcalıkların kazanılması olarak görünen Hubeydiye Barış Antlaşması imzalandı.

Yahudilerin adeta merkezi olan Hayber şehri Müslümanlık için tehdit teşkil etmeye başlamışlardı. Yahudiler, Mekke’li Müşrikleri destekleyerek Müslümanlara saldırmalarını sağlıyorlar aynı zamanda ellerine geçen her fırsatta İslam dinini ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i aşağılayıp küçük düşürücü sözler söylüyorlardı. Bu yüzden fetih çalışmalarına başlandı.

Şam ticaret yolunun kontrolü ve güvenliği kesin olarak Müslümanların eline geçti,

Yahudi sorunu çözüldü,

Müslümanların ilk saldırı savaşıdır,

Hayber, Müslümanların ilk fethettiği yerdir ve böylece İslam Devleti fetih politikası başlamıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve Ashabının Kâbe’yi ziyaret maksadıyla Mekke’ye gitmek istemeleri ve bunun Müşrikler tarafından engellenmesi üzerine çıkan olaylardan sonra Müslümanlar ile Müşrikler arasında 628 yılında yapılan anlaşmadır.

İslam ordusu ile Bizanslılar arasında Suriye ile Kudüs arasına Mute kasabasında 629 yılında yapılmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v), İslamı yaymak için dünyanın 4 bir tarafına elçiler göndererek kabilelerden devletlere kadar her topluluğa İslam’a davette bulunuyordu. Bu elçilerden birisi de Haris bin Umeyr Bizans İmparatorluğuna bağlı Busra (Havran ) vadisine gönderildi. Ama Busra valisi Şurahbil elçiyi şehit ettirmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Haris bin Umeyr şehit edilmesine çok üzüldü ve savaşma kararı aldı. Müslümanlar ile Bir devlet İmparatorluk arasında yapılan ilk savaş olma özelliğini taşır. Her iki tarafta savaştan çekilmişlerdir. Kazanan veya kaybedeni belli değildir.

Müslüman’lar ile Kureyşli Müşrikler arasında yapılan Hudeybiye Anlaşması’nın bozulması sonucu Peygamber Efendimiz (s.a.v) savaş hazırlıklarını başlatmıştır. Güçlü İslam ordusuna karşı koyamayacağını bilen Müşrikler Fetih’e karşı çıkamamışlardır. Zaten bu yönde herhangi hiçbir hazırlıkları da yoktur. Ve teslim olup Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in kararını beklemeye başlamışlardır. Putların yıkılmasının Ardından Müslümanlarla birlikte Kabe’yi tavaf etmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)  fethin sonrasında Kâbe’de ilk hutbeyi vererek, şu sözleri söylemiştir;

“Benim halim sizin halinizle, Yusuf’un kardeşlerine dediği gibi olacaktır. Ben  de Yusuf gibi diyorum ki: Size bugün başa kakma ve ayıplama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin içinde en merhametlisidir. (Yusuf suresi 92) Gidiniz hepiniz serbestsiniz.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Mekke Fethi için Medine’den ayrıldığı vakit, nereye gideceğini açıklamamıştı. Havazin kabilesi, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in kendi üzerlerine geleceğini düşünerek savaş hazırlıklarını tamamlamışlardı. Müslümanlar Mekke üzerine gidip orayı fethedince, Havazin kabilesi artık sıranın kendilerine geldiğini anladılar ve Müslümanlar bize saldırmadan biz onlara saldıralım fikrini savunup saldırı durumuna geçtiler. Huneyn savaşıyla Arap yarımadasının şirkten temizlenmesi ve tevhidin hâkim kılınması yolunda önemli bir adım daha atılmış oluyordu.

Yapılan bu Sefer Taif Yolculuğunun bir intikamı değil, Huneyn savaşının devamı niteliğindedir.

Huneyn savaşından önce Havazimliler ile işbirliği yapan Taif’liler, savaşın kaybedilmesinden sonra başta Halid bin Avf olmak üzere kaçan bütün düşmanları kalenin içine alıp bir savunma harbine hazırlanmışlardır.

Hicretin 9. Yılına denk gelen 631 yılında, veda haccından hemen önce gerçekleşmiştir. Suriye’de bulunan Hristiyan Arapların Bizans İmparatoru Horraklius’a yazdıkları asılsız mektuptur. Bu mektupta; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in öldüğünü, İslam Coğrafyasında kıtlık ve yokluk olduğunu, Müslümanların kıtlıktan zor durumda olduklarını ve üzerlerine yapılacak bir sefer ile Hristiyanlık dinlerine dönebileceklerini bildirmişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in katıldığı son seferdir. Bu sefer ile birlikte İslam ordusunun gücü diğer ülkeler tarafından anlaşılmış ve tanınmıştır.

PEYGAMBER EFENDİMİZ (s.a.v)’in VEFATINDAN SONRA İSLAM’IN YAYILIŞI
  • 4 HALİFE DÖNEMİ

İslam Coğrafyasını genişletmek isteyen Hz. Ebubekir (r.a) Halid bin Velid komutasındaki orduyu Irak’a gönderdikten sonra, Bizans himayesinde olan Şam ve civarını da ele geçirmek için başka bir ordu hazırlamaya başladı. Bunu öğrenen Bizans hükümdarı Heraklius savaş hazırlarına başladı. Savaşı İslam Ordusu kazanmıştır ve bu zafer sonucu Irak, Şam ve Suriye tamamen Müslümanların eline geçmiş oldu. Bu savaş Müslümanların Bizans Ordusuna karşı kazandığı ilk zaferdir.

Nemarık ve Kesker’de İran ordularına karşı kazanılan zaferler sonucu İran’ın yeni bir ordu hazırlayarak saldırıya geçmesi. Sasaniler Savaşı kazandılar ancak iş karışıklıklarından dolayı geri çekilmek zorunda kaldılar. Böylece Müslümanlar Fırat Nehri’ni geçip Dicle’ye kadar ilerlemişlerdir. Bu yenilgi ilk fetihler döneminde alınan en büyük yenilgi olarak tarihe geçmiştir.

Hz. Ömer (r.a) İran topraklarını İslam topraklarına eklemek için Sa’d bin Ebi komutasında bir ordu hazırlatmaya başladı. Müslümanlar savaşı kazanmışlardır. Bu zafer, Müslümanlara İran’ın kapılarını açtığı gibi, daha sonraki savaşların kazanılmasına da zemin hazırladı.

Kadisiye savaşının kazanılmasıyla Celula fethine hazırlanan Müslümanlara karşı koymak için Sasaniler’in Celula da savaş hazırlıklarına başlaması. Celula Savaşını kazanan Müslümanlar bir taraftan bu şehri ve Hulvan’ı ele geçirirlerken, diğer taraftan da Dicle Bölgesini tamamını ele geçirme fırsatı elde ettiler.

İran fethini tamamlamak isteyen Müslümanların savaş hazırlıklarına başlaması. Savaşı Müslümanlar kazandı ve Sasani İmparatorluğu son buldu.

Mısır’ın ekonomik zenginliği ve Bizans’tan gelecek tehlikelere açık olması fethi gerektiriyordu. Hristiyanlar cizye vergisi ödemeye mecbur bırakıldı. Kuzey Afrika’nın fethi için bu şehir ordugâh olarak kullanılmak için hazırlandı. Vergisinin düşürülmesini isteyen bir demir ustası tarafından şehit edildi.

İran’ın doğusunda Merv’e çekilmiş olan Sasani Hükümdarı III. Yezdcerd’ in toparlanmasına fırsat vermemek. Horasan ele geçirilmiş, böylece Ceyhun nehrine kadar sınırlar genişlemiştir.

656 yılında meydana gelmiştir. Hz. Ayşe, Hz. Osman (r.a)’ın katillerinin bulunmasında Hz. Ali(r.a)’ın yavaş davrandığını düşünüyordu. Hz. Talha ve Hz. Zübeyir’in de desteklerini alarak Hz. Ali (r.a)’ın halifeliğini tanımadıklarını bildirip bir ordu topladılar. Hz. Ali (r.a) ile Hz. Ayşe ve destekçileri Hz. Talha ve Hz. Zübeyir arasında yaşanmıştır.

Hz. Ali (r.a) ile Şam valisi Muaviye’nin arasında yaşanan görüş farklılıkları. Hz. Ali (r.a) “Kişinin hukuku hiçbir şeye feda edilemez” diyerek Hz. Osman (r.a)’ın gerçek katillerinin bulunup cezalandırılması fikrini savunurken, Muaviye “ Milletin selameti için kulun hukuku feda edilir” diyerek tüm isyancı grubun öldürülmesi fikrini savunuyordu. Bu görüş farkı savaşın başlama nedeniydi.

Sıffin savaşında Hz. Ali(r.a)’ın ordusu savaşı kazanmak üzereyken Muaviye’nin ordusu hileye başvurdu. Mızrakların ucuna Kur’an yaprakları asarak bu savaşta artık daha fazla kardeşkanı akmasın Kur’an bize hakemlik etsin ve sorunu böyle çözelim diyerek Hz. Ali (r.a)’ın ordusuna fitne soktular. Hz. Ali(r.a) ordusuna savaşmanı emretse de sözünü geçiremedi ve hakem olayı yaşandı.

Temmuz 658 yılında Hz. Ali (r.a) ordusu ile Hariciler arasında yapılan savaştır. Haricilerin çoğu öldürüldü ama tam olarak ortadan kaldırılamadılar. Daha sonra Hz. Ali(r.a) Harici ibn Mülcem tarafından şehit edildi. Böylece 4 Halife Dönemi kapandı.


Leave a Response