AhlakGenel

Riya Nedir? Nasıl kurtulabiliriz?

Riya nedir?
Riya nedir?

Riya için kısaca gösteriştir diyebiliriz. Menfaat sağlamak amacıyla veyahut da, kendisinde birtakım iyi özellikler olduğunu göstermek suretiyle yapılan icra edilen riyanın Allah katında bir değeri yoktur. Zira o iş o amel Allah için yapılmamıştır.

Riya öyle sıkıntılı bir iş ki onca emek onca gayret çaba bir anda değeri binden bire iner hiç olur. Ne için   şöhret kazanmak için, mevki makam elde etmek için, şirin görünmek için, insanlardan taltif almak için, menfaat için… İşin içine riya girse o amel kıymete haiz değildir.

Burada zahiren Allah’a itaat eder emrini yerine getirmek gibi görünmek söz konusudur lakin maksat, niyet insanların takdirini kazanmaktır. Öyle ölünce yapılan işin kazancı dünyada kalıyor ahirete bir şey kalmıyor.

Hadisi şerifte şöyle denir Efendimiz (s.a.v) “Ümmetim için gizli şirk ve şehvetten kaygılanıyorum” deyince sahabeler “Efendim sizden sonra da hala şirk olacak mı?” diye sordular. “Evet, fakat güneşe, aya, taşa ve puta tapmak şeklinde olmayacak, insanlar ibadetlerini riya için yapacaklar.” Müthiş bir şey yani riya eşittir şirk

Riya, münafıklık mıdır?

Riyakarlık ile münafıklık aynı şeydir diyemeyiz. Zira münafıklık demek bir iman-küfür mevzuudur. Zahiren iman ettim der bunu diliyle ilan eder fakat içinde, kalbinde küfrü saklar anlamına gelir. Başka bir ifade ile münafık ikiyüzlü bir kâfir anlamındadır.

Riyakarlık ise bir kişinin yaptığı işte samimiyetin, ihlasın olmaması, yani içi ile dışının bir olmaması demektir.  Başka bir ifade ile Müslüman birinin Allah rızası için yaptım dediği bir işin aslında Allah rızası haricindeki bazı amaçlar için yapmış olmasıdır.

Bununla beraber münafıklık ile riyakarlık arasında çok yakın bir ilişki söz konusudur. Münafıklık alametlerinde riya vardır, lakin her riyakarlık münafıklık denmez.

Riya, tam manası ile münafıklık olmasa da, ileri derecesi münafıklıktır. Yani Allah korusun riyadan münafıklığa açılan kapılar vardır. Zira inanmadığı halde, inanmış gibi yaparak, inanın kişinin veya kitlenin saygısını kazanma söz konusudur.

Bununla beraber riyanın en düşük seviyesi bile tehlikelidir. Çünkü münafıklık alametidir. Bunu alışkanlık haline getirse dinini kaybetmeye veya münafık olmaya doğru gidebilir.

Halbuki ibadetlerde lazım olan şey, ihlastır, samimiyettir. Samimi bir şekilde yapılmayan her ibadetin sevabı hayli eksilir. Gösteriş, riya ve Allah rızasını talep etmeden yapılan emellerin hepsi boştur. Bizi gayemize amacımıza götürmez. Bir kişi, arkadaşına gösteriş yapmak veya onun gibi olduğuna arkadaşını inandırmak için Cuma namazına gitmiş olsa, kazancı bin olacakken bire düşer.

Riyanın zıttı nedir?

Riyanın zıttı İhlas, samimiyettir. Gösteriş için yapılan ameller, kişiyi helak eder. Bu nedenle mümin, hayatının her anında ihlası talep etmelidir. İhlas her yapılan iyiliği, ibadeti, yalnızca Allah için yapmak anlamına gelir.

Bu seviyeye gelene denk, birtakım vesveseler ile ibadetlere riyanın karışması mümkün olabilir. Mümin olarak biz şuurlu olursak, ilim öğrenerek maarifetimizi arttırırsak, dua ile  her daim çalışırsak vesveselerden de kurtulur ve ibadetlerde aradığımız huzuru buluruz.

Hadisi şerifte, “İbadetleri ihlas ile yap! İhlas ile yapılan az amel, kıyamette sana yetişir” buyrulur. Riyakarlık içerisinde yapılan her ibadet, birer kayıptır. Ne kadar fazla ibadet yapılırsa yapılsın, riyanın karışmış olası halinde bir hükmü yoktur.

Ancak samimi olarak yapılan az ibadet, Allah katında çok daha değerlidir. Dolayısıyla mümin, ibadetlerinde tedbirli davranmayı bilmeli ve Allah rızasına yönelmelidir. Bu şekilde yapılan ibadetler, kabul edilir.

Şöhret kazanmak maksadıyla yapılan iyilikler, makam mevki elde etmek niyetiyle yapılan ibadetler, dinin dünya menfaatine satılması demektir. Bu ise, en büyük günahlardan birisidir. Mümin kimse, dinini az bir pahaya dünya menfaatine satmaz.

Riyadan nasıl kurtuluruz?

Teveccüh-ü nas deriz yani insanların medih ve senalarını, övmelerini beklemek anlamına gelir. Makam, maddi menfaat ve hırs bizi riyaya sürekler.

Belki de uzun emeller arzular istekler bunların temelinde var. O zaman biz bilmeliyiz ki ömrümüz ebedi değildir, hayatımız kısadır. Öyle uzun istekler için ömrümüz yetmez. Hâlbuki hayat dediğimiz şey bir an yani yaşadığımız şu saniye sonrası yok hükmümde geleceği bile meçhul. Kimin garantisi var ki yarına çıksın. O zaman öyle uzun uzun emellere gerek yok diyelim ahireti düşünelim.

Eskiler buna rabıta-i mevt demişler. Yani ölümü düşünmek. Zaten Hazreti Peygamber ne diyor “Lezzetleri acılaştıran ölümü çokça anın”. Yani diyeceğimiz ölümü düşünmek bizi riya zilletinden kurtarabilir.

Hem riyakârlığa sebep olan şeylerden biri de iman zayıflığıdır. Buna karşı yapmamız gereken şey imanımızı kuvvetlendirmek. Yani İslami eserlerden ve imani konulardan kendimizi geliştirerek taklidi olan imanın hakikiye çıkmasıdır. Yani niye inanıyoruz neye inanıyoruz bize bekleyen gelecek nedir? Sorularına tam ve ikna olmuş bir şekilde olmak ve bunu taze tutmak elzemdir.

Böyle yaparsak her daim Allah’ın huzurunda olduğumuzu bilir böyle riya gibi hakir, aşağılık şeylerin peşine düşmeyiz.

Cenab-ı hak sizleri ve bizleri riya gibi süfli aşağılık sui ahlaktan muhafaza buyursun. Amin.

Dini hikayeler: Derviş ve Kabadayı isimli kıssamızı okumak için burayı tıklayınız.

Mümin Kime Denir? – Kuranda Müminlerin Özellikleri İle İlgili Ayetler konulu yazıya ulaşmak için buraya tıklayınız.

Kolayca Osmanlıca öğrenmek isterseniz buraya tıklayınız.

 

 


Leave a Response