AhlakGenelİslam

Müslüman Kusur Aramaz Kusur Örter ve Ayıbını Konuşmaz

Müslüman
Müslüman kusur aramaz

Müslüman kusur aramaz aramamalı zira müslüman demek ahlak demektir ve dünya ve ahiret hayatının güzel olması için çalışan demektir.

Müslüman bir toplumda İslamiyet toplum huzuru ve saadeti için emirler ve yasaklar koymuştur. Sevgi ve kardeşlik temelli bir toplum oluşturmak dinimizin en büyük hedefidir.

Elbette bu kardeşlik hedefli toplum önünde bazı engeller de yok değildir Bu engellerden biri de insanların ayıplarını ve kusurlarını araştırmak ve anlatmaktır. Bu hale dinimiz günah demiştir.

Kuran-ı Kerim Hucurat suresi 12. ayette insanların ayıplarını ve kusurlarını araştırmayın diye bize emir veriyor.   Zira kötü şeyler düşünmek, ayıp araştırmak kişiyi İslamiyetin hoş görmediği şeyler yapmaya yöneltir.

Gizlice insanların kusurlarını araştırmaya başlayan kişi çevresine bu kusurları anlatmak ifşa etmek hissi başlar. İşte o zaman hem kişisel hem toplumsal yaralar ortaya çıkar. Bu konuşmalar ile kazandığı sevapları yok olmaya başlar.

Bu nedenle Peygamber Efendimiz (sav) ve ashabı, hiç kimsenin ayıbını araştırmamışlar ve araştıranlar olduğunda da Hz. Peygamber (sav)  şu hadisiyle  uyarmıştır; “Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan (kınayan) birisi, ayıpladığı (kınadığı) şeyi yapmadan ölmez.”  (Tirmizi)

Hem bu ayıpların ve kusurların ortaya çıkarılmasının ne faydası olabilir ki bir bakalım. Neler olabilir insanları birbirine düşürür, aralarında kin ve düşmanlık tohumları ekilir, utanma duygusunu kaldırır, ahlaksızlığın artmasına neden olur.

Hz. Peygamber (sav) bu hususu  şöyle ifade eder “Müslümanların ayıplarını (kusurlarını) ve gizli durumlarını araştırmaya kalkışır isen ya onların ahlakını bozar veya  onları birbirine düşürmeye yaklaştırmış olursun.” (Riyazü-s Salihin)

Kusurları Örtmede Gece Gibi Ol

Müslüman din kardeşliği olarak diğer Müslümanlara karşı bazı sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklardan birisi de hem mümin kardeşinin ayıbını araştırmamak hem böyle bir şey duyarsa yayılmasına engel olmaktır. Bu şekilde hareket eden bir Müslüman hem dünyevi olarak hem de uhrevi olarak bir karşılık alacaktır.

Zira Hz. Peygamber (sav) “Kim dünyada bir Müslüman kardeşinin ayıbını (kusurunu) örterse Allah da o kimsenin dünya ve ahirette ayıplarını (kusurlarını) örter.” (Tirmizi)

Buna karşılık olarak “Kim de müminlerin kusurlarını (ayıplarını) araştırıp ifşa etse Allah da onun kusurlarını (ayıplarını) ortaya çıkarıverir” (Ebu Davud)

Bu acayip bir ölçü kimin hatası kusuru yok ki herkesin vardır. Peki biz kendimize soralım. Bu kusurlarımızın görülmesi, ifşa olmasını ister miyiz? Asla.. O zaman yapacağımız şey belli kusurları ört ki kusurların örtülsün.

Müslüman Hz. Mevlana’nın deyimiyle kusurları örtmede gece gibi olmalıdır. Bize düşen başkalarının kusurlarıyla değil kendi kusurlarımızla uğraşmalıyız. Zira bize başkalarının değil kendi kusurlarımız sorulacak.

Ve şunu unutmayalım insanlara nasıl davranıyorsan Allah’ın da bize öyle davranacağının bilincinde olmalıyız. Salih birinin arkadaşı günahlara girmişti. Ona dediler ki artık onunla arkadaşlık yapma! zira o sapıttı. O ise  asıl şimdi arkadaşım bana ihtiyacı vardır. Böyle bir zamanda onu yalnız bırakmak arkadaşlığa uygun olmaz. Arkadaşımın hatadan dönmesi ve ıslahı için dua yapacağım dedi.

Bizler için bir ölçüyü Hz. Peygamber şu şekilde vermiş. “Özrü kabul etmeyen birisi özür dileyenin günahını yüklenmiş olur. “(İbni Mace) yine “Kaba kimseye nazik muamele eden, zulmedeni afv eden, mahrum bırakana ihsan eden, uzaklaşana yaklaşan kimse  yüksek derecelere kavuşur.” (Bezzar)

Zor demeyelim zira başta Hz. Peygamber ve Allah dostları böyle yapmış biz Müslüman kişilere  yakışan budur vesselam..

Sadaka belayı def eder ve ömrü bereketlendirir bu konu ile ilgili yazdığımız makaleye ulaşmak ve okumak için burayı tıklayınız.


Leave a Response