İslamiyet Dönemindeki Savaşlar

Mekke’nin Fethi (1 Ocak 630 ) – Kabe Putlardan Temizlendi

Mekkenin Fethi Onemi Nedenleri Sonuclari - Mekke'nin Fethi (1 Ocak 630 ) - Kabe Putlardan Temizlendi

Mekke’nin Fetih Nedeni

Müslüman’lar ile Kureyşli Müşrikler arasında yapılan Hudeybiye Anlaşması’nın bozulması sonucu Peygamber Efendimiz (s.a.v) savaş hazırlıklarını başlatmıştır.

Hubeydiye Barış Antlaşmasının Bozulması

Hudeybiye Anlaşma şartlarına göre, diğer Arap kabileleri, iki taraftan birinin himayesine girmekte serbesttiler. Buna göre, Huzâa kabilesi Müslümanların, Benî Bekir (Bekir oğulları) kabilesi de Kureyş’in himayesine girmişti.

Hicretin 8’inci yılı Şaban ayında, Benî Bekir kabilesi, Peygamberimizin himayesinde bulunan Huzâa kabilesine ansızın bir gece baskını yaptı. Aslında iki kabile arasında öteden beri düşmanlık vardı. Bu baskında Benî Bekir, Kureyş ’ten yardım ve teşvik görmüş, hatta İkrime, Safvân ve Süheyl  gibi ileri gelen bir kısım Kureyş gençleri baskında bizzat bulunmuşlardı. Baskın sonunda Huzâa kabilesinden 23 kişi ölmüş, sağ kalanlar Harem-i Şerîf’e sığınarak kurtulabilmişlerdi.

Bu olay üzerine Huzâa’lılar, 40 kişilik bir heyetle Medine’ye geldiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e durumu anlatıp yardımını istediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) son derece üzüldü. Kendilerine yardım edeceğini vadetti. Kureyş’e derhal bir elçi göndererek:

“Öldürülen Huzâa’lılardan diyetlerinin ödenmesini veya Benî Bekir Kabilesinin himâyesinden vazgeçilmesini istedi. İki şarttan biri kabul edilmediği takdirde, Hudeybiye Anlaşmasının bozulmuş sayılacağını, bildirdi.

Kureyşliler, ilk iki şartı kabul etmeyip Hudeybiye anlaşmasını bozduklarını bildirdiler. Daha önce fiilen bozdukları antlaşmayı, böylece resmen de bozmuş oldular. Ve Müslümanlarla savaş yapma kararını elçilerle bildirmişlerdir.

Ebu Süfyan’ın Barış İçin Çabaları

Savaş kararını alan Mekke’li Müşrikler daha sonra bu yaptıklarında pişman olmuşlar ve Barış görüşmeleri için Ebu Süfyan’ı elçi olarak Medine’ye göndermişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Ebu Süfyan ile yaptığı görüşmelerde Barış ortamının tekrar olmayacağını kesin bir tutumla kendisine iletmiştir.

Sefer Hazırlıkları

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Kureyş müşriklerinin üzerine yürüme fikrini son derece gizli tutmak istiyordu. Bu, onun başvurduğu bir tedbir idi. Bu taktiğe, düşmana hazırlanma fırsatı vermemek ve bunun neticesi olarak da fazla kan dökülmeden onu teslime mecbur etmek maksadına mebnî olarak başvuruyordu. Çünkü o, her şeyden evvel insanlara ebedî saadeti kazandıracak olan hak ve hakikati tebliğe memurdu, insanları yok etmeye değil! Teslime mecbur bırakıldıkları takdirde içlerinden birçoklarının gönlü İslam’a kayabilirdi. Böylece de iman nimetini elde etmiş olabilirlerdi.

Mekke’nin Fethi

Müslüman ordusu 11 Ocak günü Peygamber Efendimiz (s.a.v)  komutasında savaş için hazırlandı Peygamber Efendimiz (s.a.v) orduyu 4 kola ayırdı ve şöyle buyurdu;

“Size karşı koyulup, saldırılmadıkça, kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz. Hiç kimseyi öldürmeye yeltenmeyeceksiniz.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ‘in hareket emriyle, Fetih suresi okunarak, Mekke’ye girilmiştir. Halid bin Velid’in komuta ettiği 4. kolun dışında, diğer kollar herhangi bir direnişle karşılaşmamıştır.

Kureyş’in Teslim Oluşu

Güçlü İslam ordusuna karşı koyamayacağını bilen Müşrikler Fetih’e karşı çıkamamışlardır. Zaten bu yönde herhangi hiçbir hazırlıkları da yoktur. Ve teslim olup Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in kararını beklemeye başlamışlardır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ’in Mekke’ye Girişi

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Ramazan ayının on üçünde, güneş doğmadan önce devesine bindi. Başına siyah bir sarık sarmıştı. Ayrılışından 8 yıl sonra büyük bir zafer ve ihtişamla yurduna geri dönüyordu. Fakat muzaffer bir komutan edasıyla değil büyük bir tevazu içinde. Mekke’ye yaklaştığında başını öne doğru eğdi. Ve ağzından da şu sözler dökülüyordu:
-“Ey Allah’ım! Hayat, ancak ahiret hayatıdır.”
Sonunda, Müslümanlarla birlikte Kâbe’ye vardı. Ziyaretin gereklerini yerine getirdikten sonra Sefa tepesine çıktı ve verdiği nimetlerden dolayı Allah’a şükür ve duada bulundu.

Putların Yıkılması

Kâbe’nin çevresinde, kendilerine tapılan 360 kadar put bulunuyordu. Bunlar Arap kabileleri tarafından zaman zaman ziyaret edilir ve kendileri için kurban kesilirdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v)  elindeki asasıyla putlara birer birer dokunmaya başladı. Bu sarada da,
“ Hak geldi, batıl yok olup gitti. Yok olan, ne bir şey var edebilir ne de diriltebilir.”
Buyuruyor, putlar da birer birer yüz üstü ya da arka üstü düşüyorlardı. Kâbe’nin çevresinde yıkılmadık put kalmadı. Bilal (r.a), Kâbe’nin üzerine çıkarak öğle ezanı okudu. Namaz kılındıktan sonra, Peygamber Efendimiz (s.a.v) emri üzerine yıkılan tüm putlar bir araya toplanarak ateşe verildi.

Mekkelilere Hitap ve Genel Af

Putların yıkılmasının Ardından Müslümanlarla birlikte Kabe’yi tavaf etmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)  fethin sonrasında Kâbe’de ilk hutbeyi vererek, şu sözleri söylemiştir;

“Benim halim sizin halinizle, Yusuf’un kardeşlerine dediği gibi olacaktır. Ben  de Yusuf gibi diyorum ki: Size bugün başa kakma ve ayıplama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin içinde en merhametlisidir. (Yusuf suresi 92) Gidiniz hepiniz serbestsiniz.”


2 Comments

  1. Tum yazilar aciklayici ve yeterli seviyede basarilarinizin devamini dilerim Allah (c.c) emeklerinizi karsiliksiz birakmaz insallah

Leave a Response