Dini HikayelerDini KıssalarGenel

Vermeyince Mabut Neylesin Mahmut ( Tıkandı Baba) Dini Hikayesi

Vermeyince Mabud
Vermeyince Mabud hikayesi

Vermeyince mabud neylesin Mahmud? sözü kısmetsizlik desek ilk akla gelen sözlerden biridir. Hiçbirinizin elbette kısmetsizlik ile karşı karşıya kalmasını istemeyiz. Lakin  Ancak hayat bu ya  başımıza her an her şey gelebilir.

İşte bu yazımızda Sultan 2. Mahmut zamanında yaşanan ibretlik bir hikayeyi anlatacağız. Hikayemiz vermeyince mabud neylesin mahmud

Tıkandı baba hikayesi olarak da bilinen hikayemiz.

Sultan 2. Mahmut Han, bir gün tebdili kıyafetle çarşı Pazar geziyormuş. Yorulunca biraz soluklanmak için bir kahveye girmiş ve bir masaya oturmuş.

Bakmış ki herkes bir isteği olduğunda çaycıya “ Tıkandı Baba” diye hitap ediyorlarmış. Bu hadise Sultan 2. Mahmut Han’ın dikkatini çekmiş ve çaycıyı masasına oturtup bu durumun  nedenini anlatmasını istemiş.

O vakit “Tıkandı Baba“ başlamış anlatmaya;

Sultanım;

Bir gece bir rüya gördüm. Rüyamda herkese ait bir çeşme vardı ve bu çeşmeler bolca akıyordu. Benim de bir çeşmem vardı ama onlara göre daha az akıyordu. Ben de çeşmemim onların ki gibi akmasını istediğim için elime bir değnek aldım ve başladım çeşmeyi karıştırmaya.

Bir de baktım ki çomak kırıldı ve suyum daha damlaya damlaya akmaya başladı. Ondan sonra onlarınki kadar akmasa da bari eskisi kadar aksın diyerek tekrar kurcalamaya devam ettim. Bu sefer çeşme iyice tıkandı ve artık hiç su akmamaya başladı.

O rüyadan sonra hangi işe elimi atsam kısmetim bağlanıyor. Bende artık  burada çaycılık yaparak geçinmeye çalışıyorum diyerek hikayeyi anlatır.

Padişah saraya dönünce adamlarına bir hindi kesmelerini ve tıkandı babaya içine altın doldurarak götürmelerini söyler. Emredildiği gibi yaparlar, hindiyi alan Tıkandı Baba bu bana çok olur satayım da bari parasını alayım der ve satar.

Durumu öğrenen Sultan bu sefer her gün bir tepsi baklava yapılıp bu adama götürülmesini ve her dilimin altına bir altın koyulmasını emreder. Ertesi gün askerler her diliminde bir altın bulunan tepsiyi Tıkandı Baba’ya götürmüşler.

Tıkandı Baba tatlıyı alıp evine giderken aklına tatlıyı satıp evin ihtiyaçlarını karşılama fikri yeniden gelmiş ve en işlek meydanda başlar bağırmaya “ Taze baklava” diye.  Yoldan geçen bir Yahudi baklavayı beğenir ve pazarlıktan sonra tatlıyı alıp eve gider. Tatlıyı yerken altınları fark eden Yahudi 1 ay boyunca tüm baklavaları iyi fiyata Tıkandı Baba’dan satın alır.

Bir ay sonra çaycının durumunu merak eden Sultan, tekrar kahveye gider ve Tıkandı Babayı çaycılık yaparken görünce şaşırır ve baklavaları ne yaptığını sorar. Tıkandı baba baklavaları sattığını söyleyince Sultan “ Fesuphanallah” diyerek kahveden çıkar ve adamlarına dönerek;

Son çare altın odası

“Bu adamı alın ve hazine odasına götürün ve eline bir kürek verin. O küreğe ne kadar altın gelirse onundur. Giderler ve bir kürek verirler. Lakin bizim çaycı heyecandan küreği ters tutar ve küreğin sapına ancak yarım bir altın gelir.

Durumu öğrenen sultan bir kez daha adamlarına doğruca beylik arazilerden birine gidin ve ve bu adamın eline bir taş verin ve atabildiğince uzağa atsın. Taşın düştüğü yer ile bulunduğu yer arasındaki araziyi bu adama verin demiş.

Adamlar Tıkandı Baba’yı alıp araziye götürmüşler. Bir taş verip atabildiğin kadar uzağa at Sultan Mahmut Han, attığın yer ile bulunduğun yer arasındaki araziyi sana verecek demişler.

Korkudan mı heyecandan mı bilinmez bu sefer adam taşı kaldırmış tam atacakken taşın altında kalmış ve ölmüş. Sultanın adamları durumu Mahmut Han’a bildirmişler.  Bunu duyan Sultan Mahmut Han o meşhur sözünü söylemiş;

Vermeyince Mabud Neylesin Mahmut

Kul hakkı üzerine güzel bir kıssa okumak için buraya tıklayınız.


Leave a Response