GenelSahabeler

Musab Bin Umeyr kimdir?

Musab Bin Umeyr
Musab Bin Umeyr kimdir

Musab Bin Umeyr hem Mekke’nin nüfuslu ailelerinden birine mensup hem oldukça yakışıklı bir genç idi. Herkesin hayran gözlerle baktığı birisiydi ve dış görünüşüyle peygamberimize benzeyen bir isimdi.

Evet bizler her sahabeden alacağımız dersler vardır ki Musab bin Umeyr de (r.a.) bu mümtaz sahabelerden biridir. Bu mübarek zat İslamiyete girmeden önce Mekke’nin en sevilen, hem genç ve hem itibarlı simalarından birisiydi.

Adeta ailesinin göz bebeği olan Mus’ab, zengin, müreffeh ve şatafatlı bir hayat yaşıyor, Anne ve babası, bir dediğini iki etmiyordu. İşte böyle göz kamaştırıcı bir hayatın içinde iken bir gün, Peygamber Efendimizin (sav) tebliğ ettiği dinden haberi oldu.

Bir merak içinde Hz. Peygamber’i (sav) ziyaret etti. Onun yanında bir müddet kaldı ve sohbetini dinledi. Sonra kendisinde hidayet nuru aydınlatmaya başladı ve müşrik olarak geldiği Resûlullah’ın huzurundan artık bir Müslüman olarak çıktı.

Lakin ilk zamanlar Mekkelilerin Müslümanlar üzerinde baskı yapmasından Müslüman olduğunu hem ailesinden hem herkesten saklamak durumunda kalmıştı. Bir vakit Osman bin Talha tarafından Musab Bin Umeyr’in namaz kıldığı görülünce ailesine Müslüman olduğu söylendi. Bunun üzerine ailesi tarafından hapis edildi.

Habeşistan’a hicret etti

Müşriklerin baskıların artmasın sonucu Habeşistan’a hicret hadisesinin ortaya çıkmasıyla Musab Bin Umeyr, ilk kafilede yer alan isimler arasında yer aldı. İslam dinini rahat bir biçimde yaşamak için Habeşistan’a giden Musab Bin Umeyr, Mekke’ye döndüğünde değişen bir şey olmamıştı. Ailesi ve akrabası yine düşmandı.

Peygamber Efendimiz (sav) bir gün sohbet ederken Hz. Musab Bin Umeyr (r.a.) yanlarına geldi ve selam verdi. Peygamberimiz (sav) selamı aldıktan sonra şöyle dedi “Dünyayı tüm ahalisiyle değiştirebilen Allah’a şükür olsun!

Şuradaki genç adamı görüyor musunuz? Evvelden anne ve babasının en sevgili varlığıydı. Allah ve Resul’ünün sevgisi, anne ve babasının sevgisinin önüne geçti. Allah’ı ve Resulünü anne ve babasına tercih etti.” Hz. Peygamberin (sav) bu iltifatına mazhar olan Mus’ab bin Umeyr, gerçekten de her şeyini, evini, şaşaalı hayatını İslam uğrunda feda etmişti.

Birinci Akabe Biatı olmuştu. Medine’de İslam dini hızlı bir şekilde yayılınca buradaki yeni Müslüman olanlar Hz. Peygamber’den (sav), kendilerine İslam’ı öğretecek muallimler göndermesini talep ettiler.

İlk öğretmen: Musab bin Umeyr

Böylece ilk muallim Musab bin Umeyr oldu. Medine’ye gitti ve Es’ad bin Zürâre’nin (r.a.) evine yerleşti. Öyle ki Es’ad’ın evi bir İslam dershanesi oldu ve oraya gelen, Müslüman oluyordu.

Sayıları hızla artan Müslümanlar, Medine’de Cuma namazı kılmak arzu ettiler. Bu durumu Peygamberimize (sav) bildirerek iznini aldılar. Bu izin akabinde Medineli Müslümanlar hep birlikte Mus’ab’ın imamlığında ilk Cuma namazlarını eda ettiler.

Sonra Hz. Musab, Mekke’ye İslam’ın inkişafını anlatmak için Resûlullah’ı ziyaret etmişti. Bunu haber alan Musab’ın annesi çok kızmış ve oğluna haber göndererek “Hayırsız evlat, Buraya gelip de benden önce bir başkasını nasıl ziyaret edebiliyorsun? Demişti. 

Musab ise şöyle demişti “Ben Peygamberimizden (sav) evvel hiç kimseyi ziyaret edemem!”  Sonra izin alarak annesinin yanına gitmiş, onun, “Sen hâlâ batıl inancını muhafaza ediyor musun?” sualine şöyle cevap vermişti.

“Anneciğim, ben Hz. Muhammed’in (sav) dini üzereyim ki o din Allah’ın gönderdiği hak bir dindir. Benim size olan düşkünlüğümü iyi bilirsin. İnandığım Allah’a ve Resûlüne senin de inanmanı bütün samimiyetimle istiyorum.” dedi. Annesi ise eğer Müslüman olursa benle alay ederler diyerek teklifini reddetti. Sonraları artık oğluna karışmayacaktı.

Bedir Savaşı’ndaki kahramanlıklarıyla da anıldı. Uhud Harbi’nde ise Peygamberimiz (sav) tarafından İslam sancağını taşımakla görevlendirilmişti. Bir taraftan savaşıyor diğer taraf­tan da bazı Müslümanların geri çekilmesine karşı şu ayeti okuyordu.

 “Muhammed bir peygamberdir. Ondan evvel de peygamberler gelmişti. Şimdi o ölür veya öldürülürse, dininizden dönecek veya savaştan kaçacak mısınız?”   

Peygamberimize benziyordu

Müşriklerle kahramanca mücadele ediyordu. Onun yanına bir ara gelen “İbni Kamie” isimli bir müşrik onu Hazreti peygambere benzeterek ani bir şekilde ona saldırdı ve Musabın (ra) sancağı tutan elini kesti. O hemen sancağı sol eline aldı. Lakin o elini de kesilmekten kurtaramadı. Ama o mübarek sahabe bu defa sancağı dişleriyle yakaladı ve göğsünde tutmaya çalıştı.

Onun yanına gelen bir sahabe hemen yetişerek sancağı ondan aldı. Aslında o bir melekti ve Mus’ab’ın kılığına girerek savaşa devam etti. Bir ara Resûlullah ona seslendi ama o melek “Ben Musab değilim, yâ Resûlallah!” deyince onun şehit olduğunu anladı.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) gözyaşlarıyla şu ayeti okudu: “Müminlerden Allah Resulü ile beraber olacaklarına dair Allah’a verdikleri söze sadık kalan nice kimseler vardır. Onlardan kimi verdiği sözü tamamen yerine getirerek şehitliğe kavuştu, kimi de böyle güzel bir akıbeti beklemektedir. Onlar sözlerini hiçbir surette değiştirmemişlerdir.

Musab Bin Umeyr şehitlik mertebesine ulaştığında 40 yaşındaydı. Zengin bir hayat yaşamış olan bu sahabenin üzerinde kefen olarak kullanılabilecek küçük bir bez parçasından başka bir şey yoktu.

Öyle ki başı örtüldüğü zaman ayakları, ayakları örtülse de başı açık kalıyordu. Allah resulü bunu görünce “O örtüyü baş tarafına çekiniz! Ayaklarını ise otlarla kapatınız! dedi. Allah için sevdiği her şeyi feda eden Mus’ab, her şeyden çok sevdiği Allah’ına böyle kavuştu.        

Allah ondan ebeden razı olsun! Amin


Leave a Response