Dua, sure ve ayet hakkında tüm bilgilerin yanı sıra İslam Dini ve Gereklilikleri ayrıca yaşanan savaşlarıda kaleme alıyoruz

Kaza ve Kadere İman – Hakkında Ayet ve Hadisler

0 79

Kadere iman nedir? Yaratılan her bir şeyin başlangıcından sonuna kadar onunla ilgili meydana gelecek her şeyin, zamanı, yeri, niteliği gibi nerede, ne zaman ve nasıl gibi  bunların tamamını Allah`ın bilmesine kader diyoruz.  Bunların zamanı gelince var olmasına yani yaratılmasına ise kaza diyoruz.

Kadere iman dediğimiz zaman ilim defteri kaza dediğimiz zaman ise kudret defteri aklımıza gelir.

Kaza ve Kaderin Anlamları

Kader lugatta “ölçülü olmak, miktarınca olmak” manalarına gelir. Halk arasında kadr için takdir-i ilahi, alın yazısı, felek tabirleri de kullanılır. Bu bağlamda zalim felek diyenler de oluyor ki bu tabir Allah`ın takdir ettiğinin adaletli olmadığını ifade etmesinden kişiyi küfre götürebilir.

Kadere iman Allah’ın ilim ve irade sıfatlarıyla alakadardır. Har şeyi yani tüm varlık ve olayları belirli bir nizam ve ölçüye göre düzenlemeyi ifade eder.

Kaza ise kudret ve tekvin sıfatıyla alakadardır. Kader defterinde Allah’ın ezelden irade ettiği ve takdir ettiği şeylerin vakti gelince yaratılmasıdır.

Kadere İman

Kadere iman etmek iman etmenin önemli esaslarındandır. Bir kişi diğer iman esaslarını kabul edip kaderi kabul etmiyorum diyemez. Zira kadere inanmıyorum demek Allah`ın her şeyi bilebileceğine inanmamak manasına gelir.  Başka bir ifade ile Allah`ın her şeyi bildiği kadere inanmamış olur.

Kader ve kazaya iman etmek demek hayır ve şerri, iyi ve kötüyü, acı ve tatlıyı, canlı ve cansız her şeyi, faydalı ve faydasız ne varsa, aklımıza gelen gelmeyen ne varsa  her şey için  Allah’ın bilmesidir, istemesidir, kudretidir, takdiridir ve yaratmasıdır demektir.

Başka bir ifade ile meydana gelmiş ve gelecek her bir şeyi Allah bilir, takdir eder ve yaratması ile olur. Bu bağlamda her şeyin bir kaderi vardır.

İlginizi Çekebilir
Tatlı Dil ve Güzel Konuşma Hakkında Dini Kıssa

İnsan için kadere iman  demek asal bir zorlayıcı manasına gelmez. Zira Allah ilmi ezelisi ile insanların hür iradeleriyle neyi seçeceklerini, nerede ve ne zaman ne yapacaklarını yani zamanla sınırlı olmayan mutlak ilmiyle ki ezelidir bilir ve bu bildiğine göre diler, takdir edip zamanı gelince de kulun cüzi iradesiyle yaptığı seçim doğrultusunda yaratır.

Bu durumda diyebiliriz ki Allah’ın ilmi, kulun hür iradesi ile seçimine bağlı olup, Allah’ın ilmi ezelisi ile her şeyi bilmesinin, kulun irade ve seçimi üzerinde hiç bir zorlayıcı bir etkisi yoktur. Aslında baktığımızda günlük hayatta insanlar, bunlardan  habersizdirler ve bu bilginin etkisi altında kalmaksızın kendi hür iradeleriyle yaşamaktadırlar.

Bir başka şekilde söylersek biz yüce Allah bildiği ve belirlediği için yapmıyoruz. Bizim bu işleri bu şekilde yapacağımız, tercih edeceğimiz Allah tarafından ezeli ve mutlak anlamda bilinir. Zira bilelim ki Allah kulunu yaratırken onu seçen ve seçtiklerinden sorumlu olan bir varlık olarak yaratmıştır. Eğer kader için zorlayıcı dersek o zaman imtihanında cüzi iradaninde bir anlamı kalmaz.

Kader konusunda bilinmesi gereken bir başka husus da şudur ki bizler Zaman ve mekan kavramlarıyla, kabiliyetlerimizle, sınırlı olduğumuz için kaderi iç yüzünü tam manasıyla anlamamız mümkün değildir. Yani insan aklı, zaman ve mekan boyutlarının söz konusu olmadığı sınırsız ilahi ilmi, irade ve kudreti kavrayabilme güç ve yeteneğinde değildir bu cihetle kader ancak o ilahi bir sırdır.

Kader ve Cüzi irade

Ef’âl-i Iztırâriyye  dediğimiz zaruri fiiller ki bunlar kendi arzu ve isteğimizin dışında gerçekleşir ve  tamamen kader ve kazanın tecellisinden ibarettir. Bunun aksine hareket edilemez olup, doğmak, ölmek, uyumak, acıkmak, beden yapımız, ömür süremiz, cinsiyetimiz, anne babamız gibi, nerede doğacağımız gibi durumlar kaderin bu kısmına dahildir. Bunlara kader-i mutlak olup zarureten tabi olduğu için bu fiillerden mes’ûl değildir.

Ef’âl-i ihtiyariyye dediğimiz yani tercihe Bağlı Fiiller ki yukarıda geçenler dışında kendi ihtiyarımız ile yaptığımız fiillerdir. Cenâb-ı Hak bizlere cüz’î ve izafi bir irade vermiş ve kul, bu irade ile yaptığı fiillerden mes’uldür.  Yani işlediği şey hayırsa mükafata nail olur, şer ise cezasını çeker.

İlginizi Çekebilir
Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in Cuma Günü Hakkında Öğütleri
Kaderin suçu var mıdır?

Kadere iman ve kazaya inanmak bir iman esasıdır. İnsanlar kaderi bahane edip, kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar. Birisi “Ne yapalım Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, bu şekilde takdir edilmiş, ben ne yapayım? suçum ne?” gibi şeyler söyleyerek günah işleyemez.

Günah işleyip arkasından kendisini suçsuz gösteremez. Gösterse karşısına cüzi irade çıkar. Yani kaderi mazeret olarak kullanamaz. Zira bu fiiller, bizler böyle tercih ettiğimiz için, bu tercihe uygun olarak Allah tarafından yaratılmışlardır. Bir at arabası düşünün bindiniz, size soruldu nereye, siz de şu dağa deseniz, sonra oraya gelince ben neden buraya geldim demeye hakkınız yoktur. Çünkü size soruldu. Tercih yapıldı ona göre gelindi.

Kader ve Kaza ile İlgili Ayet ve Hadisler

Kadere iman konusu ile aşağıda ki ayetler çok açıktır ve mealleri şu şekildedir.

“…O’nun katında her şey bir ölçü (miktar) iledir” (Raad suresi 8. ayet)

“…Her şeyi yaratıp ona bir nizam (intizam) veren ve mukadderatını tayin eden Allah, yüceler yücesidir” (Furkan suresi 2. ayet)

“De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez…” (Tövbe suresi 52. ayet).

Kadere iman etmek iman esaslarından mıdır?

Abdullah bin ömer (Hz. Ömerin (r.a.) oğlu) dedi ki: Babam bana şu şekilde anlattı. Cibril hadisi olarak da bilinen rivayette bildirildiğine göre Hz. Cebrail (a.s.) Peygamberimiz (asm)’ kalabalık bir cemaatin içinde gelerek ona sordu “İman nedir?”

Hz. Peygamber ise cevaben “Allah’a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmandır. demiştir. (Müslim, imân 1)

Ehl-i sünnet alimleri yukarıda belirtilen belirtilen ayetler ve Hz. Peygamberin hadisler noktasında bu konuya inanmayı iman esaslarından demişlerdir.

Evet kadere iman konusu iman esaslarından olup hak ve hakikat bir konudur. Bununla beraber bu konunun iyice anlaşılması ve ehli sünnet alimlerinin izahlarıyla anlaşılması da önemlidir.  Yoksa bizler bu konuda sapmış mezheplerden uzağız vesselam..

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.