İslamiyetİslamiyetin Doğuşu

İlk Vahiy ve Peygamberlik – Hira Dağı (610) – Yaradan Rabbinin Adıyla Oku

110views

İlk Vahiy ve Peygamberlik

  • SADIK RÜYALAR

Peygamber Efendimiz (s.a.v) 39 yaşında iken “sadık rüyalar” dönemi başladı. Gündüz meydana gelecek olaylar kendisine gece uyku ile gerçek arasında bir haldeyken bildiriliyor ve gösteriliyordu. Öyle ki gece gördüğü olaylar sabah olup şafak aydınlandığı gibi yaşanmaya başlıyordu. [1] Bu durum yaklaşık 6 ay kadar sürdü.

  • EFENDİMİZ MUHAMMED MUSTAFA (s.a.v) HİRA MAĞARASINDA

Peygamber Efendimiz (s.a.v) yıllardır her Ramazan Ayını Hira dağının tepesinde bir mağarada tefekkür ve ibadet ile geçirirdi. Burada tam aradığı sessizlik ve yalnızlığı buluyordu. Efendimiz (s.a.v) Hira mağarasına rastgele değil inandığı Hanif dini üzere ceddi İbrahim (a.s) gibi ibadette bulunuyordu [2] Ömrünün bu 40. Yılında da zevcesi Hz. Hatice’nin hazırladığı azığı yanına alarak Hira dağının yoluna tuttu.

  • İLK VAHİY

Ramazan ayının 16. Gecesi geride kalmıştı. 17. Gecesi pazartesi gecesiydi. Gecenin vakti geçmiş ve seher vaktiydi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile konuşacak olmaktan ve onunla yüz yüze gelecek olmaktan dolayı çok sevinçliydi. Vahiy meleği Cebrail (a.s) en güzel insan suretine bürünmüştü. Bu ıssız ve karanlık gecede etrafına nurlar saçarak Efendimiz (s.a.v)’e göründü ve Tatlı ama gür bir sesle şöyle seslendi;

“Oku!”

Efendimiz (s.a.v) korku ve hayret içerisindeydi. Yüreği ürpererek şu cevabı verdi;

“Ben Okuma Bilmem!”

Bu cevaptan sonra Cebrail (a.s) Efendimiz (s.a.v)’i sıkıca tutup bıraktıktan sonra tekrar seslendi;

“Oku!”

Efendimiz yine cevapladı;

“Ben Okuma Bilmem!”

Bu cevaptan sonra Cebrail (a.s) Efendimiz (s.a.v)’i sıkıca tutup bıraktıktan tekrar seslendi;

“Oku!”

Efendimiz (s.a.v) bu sefer şöyle yanıtladı;

“Ben Okuma Bilmem! Söyle Ne Okuyayım?”

Bu cevaptan sonra Alâk Suresinin ilk ayetlerini başından sonuna kadar okudu;

“Yaratan Rabbinin ismiyle oku. O Rabbin ki, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku. Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, insana kalemle yazmayı öğretendir.”

Bu olaylardan sonra Efendimiz (s.a.v) mağaradan çıktı ve Mekke’ye doğru hareket etti. Yaşadığı bu hadisenin büyüklüğü karşısında adeta konuşamaz hale gelmişti. Eve gelir gelmez Eşi Hz. Hatice’ye;

“Beni Örtünüz” diye seslendi. [3]

Bir müddet sonra uyandılar. Bir nebze olsun sakinleştikleri belliydi. Hz. Hatice ‘yebaşından geçenleri olduğu gibi anlattı ve ekledi:

                “Korkuyorum ey Hatice! Bana bir zararın gelmesinden korkuyorum!”

Eşi Hz. Hatice;

“Hiçbir korku ve endişe duymana sebep yok. Hiç üzülme; Allah senin gibi bir kulunu hiçbir zaman utandırmaz. Ben, biliyorum ki, sen sözün doğrusunu söylersin. Emanete riâyet edersin. Akrabalarına yakın alâka gösterirsin. Komşularına nâzik ve müşfik davranırsın. Fakirlere yardım elini uzatırsın. Gariplere evinin kapısını açıp onları misafir edersin. Uğradıkları felâket ve musibetlerde halka yardım edersin! Ey Amcamoğlu! Sebat et! Vallahi, ben senin bu ümmetin peygamberi olacağını ümit ederim.” [4]

  • VARAKA’NIN YAŞANANLAR HAKKINDA YORUMU

Bütün bu olup bitenler elbette anlamsız değildi ve bir şeyler ifade ediyorlardı. Sorup soruşturup öğrenmek ise, Hz. Hatice’ye düşüyordu. Uzun uzun düşündü ve sonunda Amcası oğlu Varaka bin Nevfel. Danışmaya karar verdi. Varaka bin Nevfel, oldukça yaşlanmış, saf bir Hristiyandı. Gözleri görmez olmuştu, ama gönlü aydınlıktı. Tevrat’ı ve İncil’i okumuş, onlardan pek çok şey öğrenmişti.

Hz. Hatice, vakit kaybetmeden Peygamber Efendimizle, amcası oğluna gitti.

Varaka, önce Peygamber Efendimizi dinledi. O, başından geçenleri anlattıkça, Varaka, renkten renge giriyordu. Efendimiz sözlerine son verince, Varaka haykırdı:

“Kuddûs, Kuddûs!.. Bu gördüğün melek, yüce Allah’ın Musa Peygambere gönderdiği Ruhû’l Kudüs’tür. Nâmusı Ekber’dir. Sen ise bu ümmetin peygamberisin. Ah, ne olurdu, yeni dine halkı çağırdığın günlerde ben de genç olaydım; kavmin seni yurdundan çıkaracakları zaman sağ olsaydım!“[5]

Bu ifadeler, hem Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i, hem de eşi Hz. Hatice’yi bir derece rahatlattı. Ancak, Efendimizin anlamadığı bir şey vardı:

Kavmi, onu niçin yurdundan çıkaracaktı?

Bu sualine Varaka cevap verdi:

“Evet, seni buradan çıkaracaklardır! Çünkü, senin gibi vahiy tebliğ etmiş bir kimse yoktur ki düşmanlığa uğramamış olsun. Eğer, senin davet gününe yetişsem, bütün gücümle sana yardım ederim!” [6]

Varaka b. Nevfel, gerçeği konuşuyordu. Gizlenmesi kabil olmayan gerçeği. Bütün açıklığıyla ortaya konması gereken gerçeği. Bundan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v) Eşi Hz. Hatice ile birlikte, Varaka bin Nevfel’in yanından ayrıldı.

KAYNAKLAR
  1. Buharî, Sahih, c. 1, s. 6; Müslim, Sahih, c. 1, s. 97; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, c. 2, s.
  2. İbni Hişam, Sîre, c. 1, s. 252.Bediüzzaman Said Nursî, Mektûbat, s. 260.
  3. Buhari (1/7)
  4. Buhari (1/7)
  5. İbni Hişam, Sîre: 1/254; İbni Kesîr, Sîre: 1/404.
  6. Buharî, 1/7; Müslim, 1/97-98.

Leave a Response