İslamiyet Dönemindeki Savaşlar

Hudeybiye Barış Antlaşması ve Şartları – Önemi

Hudeybiye Baris Antlasmasi ve Sartlari ile Onemi - Hudeybiye Barış Antlaşması ve Şartları - Önemi

Hudeybiye Barış Antlaşması

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve Ashabının Kabe’yi ziyaret maksadıyla Mekke’ye gitmek istemeleri ve bunun Müşrikler tarafından engellenmesi üzerine çıkan olaylardan sonra Müslümanlar ile Müşrikler arasında 628 yılında yapılan anlaşmadır.

Mekkeli Müşrikler, Medine’yi fethetmek Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i öldürmek ve Müslümanlığı yok etmek için her türlü çareye başvurmuş ama bunu başaramamışlardır. Gerek Bedir Savaşında, Gerek Uhud Savaşında ve gerekse Hendek Savaşında gayelerine ulaşamamışlardır. Bu savaşlardan kazanılan zaferler ile Müslüman olanların sayısı artmış ancak Müslümanlık sadece Medine de yayılmıştır. Mekkeden hicret etmek zorunda bırakılan Müslümanlar topraklarına karşı özlem içerisindeydiler. Her zaman dua ve namazlarında yöneldikleri Kâbe’yi 6 yıldır ziyaret edemiyorlar ve tekrar ziyaret etmenin özlemini yaşıyorlardı.

Hicretin 6. Senesinde Peygamber Efendimiz (s.a.v) Kâbe’yi ziyaret ettiğini görmüş ve çok kısa zaman sonra Müslümanlar ile birlikte Mekke’ye Kâbe’yi ziyarete gideceklerini ashabına müjdelemişti. Sevinç içinde olan Müslümanlar Peygamber Efendimiz (s.a.v) emri ile hazırlıklara başladılar.  Mekkelileri telaşlandırmamak için, ashabının silah taşımalarına izin vermemiş, sadece yolcu silâhı olarak birer kılıç almışlardı. Hac için Mekke’ye gelecek düşman kabilelerle yolda karşılaşmamak için, Kâbe ziyaretini hac günlerinden önce yapmayı uygun görmüştü. Yanlarındaki 70 kurbanlık deveyi işaretlediler ve Zülhuleyfe’de “umre” niyetiyle ihrama girdiler. Yol güvenliğini sağlamak için 20 kadar süvariyi öncü olarak gönderdiler.

Mekkeliler, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Kâbe’yi ziyaret için yola çıktığını duyunca telaşlandılar. Müslümanları Mekke’ye sokmamaya karar verdiler. Velîd oğlu Hâlid ve Ebû Cehil’in oğlu İkrime’yi 200 Süvari ile öncü olarak gönderdiler.

Peygamberimiz, Mekkelilerin bu kararını önden gönderdiği gözcüleri aracılığıyla öğrendi. Sağ tarafa sapıp, yol güzergâhını değiştirerek, Hudeybiye’ye kadar ilerledi.

Bu sırada bir elçi, Kureyşin, Müslümanları Mekke’ye sokmamak için müşrik kabilelerle anlaştığını ve savaş hazırlığı içinde olduklarını haber verdi.

Peygamberimiz savaş amacıyla değil, sâdece Kâbe’yi ziyaret için gelmişti. Kureyş’le görüşmek üzere Hz. Osman’ı Mekke’ye gönderdi. Hz. Osman, Ebû Süfyân ve diğer Kureyş ileri gelenleriyle görüştü. Maksatlarının sadece Kâbe’yi ziyaret olduğunu anlattı. Mekkeliler:

-Hepinizi Mekke’ye bırakırsak, Araplar, “Kureyş Müslümanlardan korktu,” derler. Fakat istersen Kâbe’yi sen tavaf et, hepiniz birden olmaz, dediler. Hz. Osman, Kâbe’yi Müslümanlardan ayrı olarak ziyaret etmeyi kabul etmedi.

-Peygamber Efendimiz (s.a.v) tavaf etmedikçe, ben de etmem, diyerek tekliflerini reddetti. O’nun bu davranışı Mekkelileri kızdırdı, göz hapsine aldılar ve dönmesine izin vermediler.

Rıdvan Biatı

Hz. Osman’ın gecikmesi, Müslümanlar arasında öldürüldüğü söylentilerinin çıkmaına neden oldu. Böyle bir ihtimale karşı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gereken önlemleri aldı. Müslümanları Allah yolunda yapacakları savaşta, canlarını feda etmekten çekinmeyeceklerine dair, kendisine söz vermeye çağırdı.

Hudeybiye’de bir ağacın altında, bütün Müslümanlar sırayla Peygamberimizin ellerini tutarak biat ettiler. Allah yolunda ölünceye kadar savaşmağa, düşmandan kaçmamaya söz verdiler.

Allah’u Teâlâ, Kur’an-ı Kerîm’de, Hudeybiye’de Resûlullah (s.a.v.)’e bîat eden mü’minlerden hoşnut olduğunu bildirmiştir. Bu sebeple, İslâm Tarihinde bu bîata “Rıdvân Bîatı” adı verilmiştir.

Müslümanların kararlılığını ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e bağlılıklarını gösteren bu bîatın Mekkeliler üzerindeki etkisi büyük oldu. Derhal Hz. Osman’ı serbest bıraktılar ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)’le barış yapmak üzere Amr oğlu Süheyl başkanlığında bir heyet gönderdiler.

Hudeybiye Barış Antlaşması Maddeleri

  • Müslümanlar Kabe’yi ziyaretlerini en fazla 3 gün yapabilecekler ve yanlarında savaş silahları bulundurmayacaklardı.
  • Müslümanlar antlaşma yılı Kabe’yi ziyaret etmeyecekler ve bir sonraki seneden itibaren ziyaretlere başlayabileceklerdi.
  • Müslümanların Kabe’yi ziyareti sırasında Kureyşliler Mekke’de bulunmayacaklar ve Müslümanlara karışmayacaklardı.
  • Mekkelilerden bir kişi Müslümanlar tarafına geçse ve Müslüman olsa bile Kureyşlilere geri verilecek, ancak Müslümanlardan Kureyşlilere sığınan olursa tekrar verilmeyecekti.
  • Yapılan antlaşmanın süresi 10 yıl geçerli olacaktı ve bu süre zarfı boyunca iki taraf arasında savaş olmayacaktı.
  • Diğer Arap kabileleri istedikleri tarafın himayesine girebilecekler. Müslüman veya Müşriklerle birleşmede serbest kalacaklardı.
  • Müslümanlar, hac, ticaret, umre ve ziyaret gibi nedenlerle Mekke’ye giderlerse canları ve malları güvende olacak.

Hudeybiye Barış Antlaşmasının Önemi

  • Mekkeliler Müslümanların siyasi varlığını resmen kabul ettiler.
  • Barış ortamının oluşması İslamiyet’in yayılışını hızlandırdı.
  • Mekke’nin fethi kolaylaştı.
  • Antlaşma şartları Müslümanların aleyhine gibi görünse de aslında bu bir zaferdi.

Hudeybiye Barış Antlaşmasının Bozulması

Hudeybiye Anlaşma şartlarına göre, diğer Arap kabileleri, iki taraftan birinin himayesine girmekte serbesttiler. Buna göre, Huzâa kabilesi Müslümanların, Benî Bekir (Bekir oğulları) kabilesi de Kureyş’in himayesine girmişti.

Hicretin 8’inci yılı Şaban ayında, Benî Bekir kabilesi, Peygamberimizin himayesinde bulunan Huzâa kabilesine ansızın bir gece baskını yaptı. Aslında iki kabile arasında öteden beri düşmanlık vardı. Bu baskında Benî Bekir, Kureyş ’ten yardım ve teşvik görmüş, hatta İkrime, Safvân ve Süheyl.. gibi ileri gelen bir kısım Kureyş gençleri baskında bizzat bulunmuşlardı. Baskın sonunda Huzâa kabilesinden 23 kişi ölmüş, sağ kalanlar Harem-i Şerîf’e sığınarak kurtulabilmişlerdi.

Bu olay üzerine Huzâa’lılar, 40 kişilik bir heyetle Medine’ye geldiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e durumu anlatıp yardımını istediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) son derece üzüldü. Kendilerine yardım edeceğini vadetti. Kureyş’e derhal bir elçi göndererek:

“Öldürülen Huzâa’lılardan diyetlerinin ödenmesini veya Benî Bekir Kabilesinin himâyesinden vazgeçilmesini istedi. İki şarttan biri kabul edilmediği takdirde, Hudeybiye Anlaşmasının bozulmuş sayılacağını, bildirdi.

Kureyşliler, ilk iki şartı kabul etmeyip Hudeybiye anlaşmasını bozduklarını bildirdiler. Daha önce fiilen bozdukları antlaşmayı, böylece resmen de bozmuş oldular.


Leave a Response