Dua, sure ve ayet hakkında tüm bilgilerin yanı sıra İslam Dini ve Gereklilikleri ayrıca yaşanan savaşlarıda kaleme alıyoruz

Hazreti İbrahim’in Oğlunu Kurban Edişi

0 44

Değerli kardeşlerim insanlık tarihi boyunca Hz. Adem Aleyhisselamın yaratılışı ile (Hazreti Adem Aleyhisselamın yaratılışı zaten başlı başına Allah’ın yaratma ihsanı ve mucizesidir) başlayıp günümüze kadar devam eden mucizelerle doludur. Bu mucizelerden bir tanesi de Hazreti İbrahim’in Oğlunu Kurban Edişi olarak bilinir. Bu hadise günümüzde halen devam eden Kurban Bayramı olarak kutlanır.

Saffat suresinin 100-113. ayetleri bir hikayeye ayrılmıştır.

Bu bir baba ile oğlunun tüyler ürperten dikkat çeken, yürekleri sarsan hikâyesidir. Ve bu hikaye ders veren her Kuran ve Hazreti Peygamber (s.a.v.) hikâyesi gibi etkileyici ve sarsıcıdır.

Hazreti İbrahim’in Oğlu İsmail (as)’ı Kurban Etmesi Olayı

Hazreti İsmail Aleyhisselamın Doğması

Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın hiç çocuğu olmaz. Yaşı seksen altıya ulaşmış bu büyük peygamber Allah’tan davasını ve zürriyetini (ailesini) devam ettirecek halis bir evlat arzu ederek yüce Mevla’dan ister. Ve o arada da Allah’a “Bana bir evlat verirsen O’nu kurban ederim” der. Yüce Rabbimiz, Hacer annemizden Hz. İbrahim Aleyhisselam’a bir erkek evlat nasip eder. Bu çocuğa Hz İbrahim (as) ve Hacer annemiz İsmail ismini verirler.

Kurban

Hazreti İbrahim Aleyhisselamın Rüyası

İsmail Aleyhisselâm, yedi yaşına girdiği sıralarda, İbrahim Aleyhisselâm, Şam’-da ki evinde uyurken, rüyasında, oğlu İsmail Aleyhisselâmı, kurban ettiğini görmüştü.

Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail Aleyhisselamın Yolculuğu

Hazreti İbrahim Aleyhisselam hemen Burak’a binip Mekke’ye geldi. Onu, oğlu İsmail’i annesinin yanında buldu. İsmail Aleyhisselama:

“Oğulcuğum! Bir ip ve büyük bir bıçak al. Sonra, şu vadiye gidelim “dedi.

Şeytan’ın Hazreti İbrahim Aleyhisselamı Engellemeye Çalışması

Hazreti İsmail’e Rabb’inin, kendisine emrettiği şeyden hiç bahsetmedi. Baba-Oğul Şı’b Vadisine doğru yöneldikleri zaman, şeytan bir adam suretine girip, onları Allah’ın emrini yerine getirmekten vazgeçirmek için, İbrahim Peygamberin yolunu kesti:

Şeytan : “Ey ihtiyar! Nereye gidiyor ve ne yapmak istiyorsun?” diye sordu Hz. İbrahim’e.

İbrahim Aleyhisselam: “Şu vadiye gidip oradaki bir işimi görmek istiyorum!” dedi.

Şeytan: “Sen, her halde, oğlun İsmail’i boğazlamak istiyorsun!?” dedi.

İbrahim Aleyhisselam: “Sen, hiç bir babanın, çocuğunu boğazladığını gördün mü?” diye sordu.

Şeytan : “Evet”. Dedi şeytan “O baba sensin!” dedi.

İbrahim Aleyhisselam: “Ben, çocuğumu, ne için boğazlayacak mışım?”

Şeytan : “Sen, bunu, Allah’ın, sana emrettiğini sanıyor ve söylüyorsun!” dedi.

İbrahim Aleyhisselam: “Eğer Allah bana bunu yapmamı emrettiyse Allah’a boyun eğip onun emrini yerine getirmeyi, uygun bulurum!” dedi.

Şeytan : “Vallahi, sanıyorum ki: Şeytan, rüyanda sana gelip oğlunu boğazlamanı emretmiştir. Sen, onu boğazlamağa gidiyorsun!” dedi.

İbrahim Aleyhisselam, onun, şeytan olduğunu anladı: “Ey Allah düşmanı! Vallahi ben Allah’ın emrini o vadide mutlaka yerine getireceğim!” dedi.

Şeytan’ın Hazreti İsmail Aleyhisselamı Engellemeye Çalışması

Şeytan, Hazreti İbrahim Aleyhisselâmdan ümidini kesince, İbrahim Aleyhisselâmın arkasında ip ve bıçak taşıyan oğlu İsmail Aleyhisselamın önünü kesti ve ona:

Şeytan : Ey çocuk! Baban, seni, nereye götürüyor biliyor musun?” diye sordu.

İsmail Aleyhisselâm: “Ev halkımıza, şu vadiden odun toplayacağız!” dedi.

Şeytan: “Vallahi, baban, seni, boğazlamak istiyor. boğazlamağa götürüyor!” dedi.

İsmail Aleyhisselâm: “O, beni, ne için boğazlayacak? Sen bir babanın çocuğunu boğazladığını gördün mü?” dedi.

Şeytan : “İşte, o baba budur!” dedi.

İsmail Aleyhisselâm: “Babam beni ne için boğazlayacakmış?” diye sorunca

Şeytan: “Rabb’inin, bunu, kendisine, emrettiğini sanıyor!” dedi.

İsmail Aleyhisselâm: “O, Rabb’inin kendisine emrettiği şeyi yapsın! Onun, her nerede olsa, Rabb’ine boyun eğmesi, Rabb’inin emrini yerine getirmesi daha iyidir! Ben de, bu emri dinler ve ona boyun eğerim!” dedi.

Kurban

Şeytan’ın Hacer Validemize Musallat Oluşu

Şeytan, İsmail Aleyhisselâmın da, kendisini dinlemekten kaçındığını görünce hemen onun annesine gitti. Hz. Hacer validemiz o sırada evinde bulunuyordu. Şeytan Hacer annemize:

Şeytan: “Ey İsmail’in annesi! İbrahim’in, İsmail’i nereye götürdüğünü biliyor mu sun?” diye sordu.

Hz. Hacer Validemiz : “Su vadiden, bize odun toplamağa götürdü.”

Şeytan: “O, İsmail’i ancak boğazlamak için götürdü!”

Hz. Hacer Validemiz : “Bir babanın, çocuğunu, boğazlayabileceğini, nasıl düşünebiliyorsun?! Hayır! Öyle değildir. O, oğluna karşı, çok şefkatlidir!” dedi.

Şeytan: “O, bunu Allah’ın kendisine emrettiğini söylüyor ve sanıyor!” dedi.

Hz. Hacer Validemiz : “Eğer Rabb’i, bunu emir buyurdu ise, Allah’ın emrine boyun eğmek gerekir! Her nerede olsa, onun Allah’a boyun eğmesi, Allah’ın buyruğunu yerine getirmesi, daha iyidir!” dedi.

Şeytan, İbrahim Aleyhisselama ve onun ev halkına bir şey yapamadığına öfkeli bir halde, geri döndü. Hepsi de, Allah’ın buyruğunu dinlemek ve ona boyun eğmekte birleştiler.

Hazreti İbrahim’in Hazreti İsmail Durumu Açıklaması Ve Hazreti İsmail’in Verdiği Tepki

İbrahim Aleyhisselam, Sebir vadisinde, oğlu İsmail ile baş başa kalınca ona:

İbrahim Aleyhisselam : “Oğulcuğum! Ben, seni rüyamda boğazlıyorken gördüm!” diyerek kendisine emir olunanı haber verdi.

İsmail Aleyhisselam: “Babacığım! Sana emrolunanı yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın! Allah’ın emrine boyun eğ! Her iyilik, Rabb’inin emrine boyun eğmektedir!” dedikten sonra, “Sen, bunu, anneme bildirdin mi? “diye babasına sordu.

İbrahim Aleyhisselam : “Hayır! Bildirmedim!” dedi. Bunun üzerine

İsmail Aleyhisselam: “Bildirmediğine iyi ettin.” dedi. Sonra da: “Babacığım! boğazlamak istediğin zaman beni iple sıkıca bağla ki benden sana karşı bir şey isabet edip de ecrim eksilmesin! Çünkü, ölüm çok çetin ve zordur. Bıçağın, tenime dokunduğunu hissedince çırpınmayacağımdan emin değilim! Bıçağını, iyice bileyip keskinleştir ve boğazıma hemen çalıver ki beni çabuk öldürsün! Beni rahata, kavuştursun!” dedi ve ekledi.

İsmail Aleyhisselam: “Hem, sen beni boğazlamak için yatıracağın zaman yüzü koyun yatır alnımı yere getir. Yanımın üzerine yatırma. Çünkü, senin yüzüme bakınca rikkata gelip de benim hakkımda Allah’ın, sana emrettiği emri yerine getirmene engel olabileceğinden korkarım!”

“Eğer, gömleğimi anneme götürüp vermeyi uygun görürsen, öyle yap! Belki bu, onun için, bir teselli olur. Gönlünü onunla eğler!” dedi.

İbrahim Aleyhisselam : “Oğulcağızım! Sen, bana Allah’ın emrettiği şey hakkında ne güzel yardımda bulundun!” dedi.

Hazreti İsmail’in Kurban Edilişi

Hz. İbrahim’in Oğlunu Kurban Etmek İçin Hazırlaması

Hazreti İbrahim bu konuşma sonrasında oğlunun istediği gibi onu sımsıkı bağladı. Bıçağı, iyice biledi. Sonra, onu yüzü koyun yatırdı! Yüzüne bakmaktan sakındı. İbrahim Aleyhisselam bıçağı, İsmail Aleyhisselam’ın boğazına bastırınca sanki bıçak bakır bir levha ile karşılaştı! Büyük bıçağın ağzı, İsmail Aleyhisselamın boğazını kesmedi! İbrahim Aleyhisselam, bileğe taşı ile bıçağı iki veya üç kere biledi. Fakat her defasında da bıçağı kestirmeye muvaffak olamadı. “Her halde bu iş Allâh’tandır!” dedi. İbrahim Aleyhisselâmın elindeki bıçağın ağzı tersine dönmüştü. O sırada, Yüce Allah tarafından:

Kurban

“Ey İbrahim! Rüyana, sadakat gösterdin! İşte, sana oğlunun yerine boğazlayacağın kurbanlık! Boğazla onu!”

buyruldu. İbrahim Aleyhisselam, doğrulup bakınca Cebrail Aleyhisselamın yanında, iri boynuzlu bir koçun veya önünde iri bir dağ tekesinin dikilip durduğunu gördü.

İbrahim Aleyhisselam : “Kalk yavrucuğum! Sana, bir fidye indi!” dedi. O tekeyi orada, Mina‘da kurban etti. Bu tekenin, Sebir dağından inip geldiği rivayet edildiği gibi iri boynuzlu, güzel bir koç olduğu da rivayet edilir.

***İsmail Aleyhisselama, Allah tarafından fidye olarak gönderilip kurban edilen koçun iki boynuzu Kabe‘de, uzun zaman asılı durmuş ve Kabe’nin Abdullah b. Zübeyr ve Haccac zamanında yanması üzerine o da yanmıştır.

Hazreti İbrahim’in Oğlunu Kurban Ederken Ki Durumu

Hz. İbrahim oğlu İsmail’i alnı üstü yatırır. Kurban edecektir. İç alemi elbette buruktur, mustariptir ama karara boyun eğmektedir. Hazreti İbrahim bıçağı çalacaktır ince et parçasına ama Rabbim bıçaktan kesebilme kudretini kaldırmıştır. Bıçak bir pamuk yumağı gibi boyundan geçer. Hazreti İbrahim kendinden geçer, Hazreti İsmail kendinden geçer. Bıçak kendinden geçer. Yüce Allah Halil’i (dostu) olan Hazreti İbrahim bıçağa “kes” diyor, ama Halık (Yüce Yaratan) “kesme” diyor. Hangi bıçak kesebilir ki. Ateş yakar elbette ama Yüce Allah yakma derse ateşe hangi ateş Hazreti İbrahim’i yakabilir ki. İşte bu da aynı böyledir. Kuralları koyan Yüce Kudret o kuralları (Sünnetullah’ı) başka kurallarla değiştirir. Güç onun, kudret onun, mal O’nun, mülk O’nun, söz O’nun, kalem O’nun, iktidar O’nun, hüküm O’nun. Kimin haddine karşısında söz söylemek, kelam sarf etmek büyük bir kurban ile yarayı sarmak.

Kurban

Kıssanın Özü

Kuran-ı Kerim büyük bir kurbanın (kurbanlığını) Hazreti İbrahim’e verildiğini haber veriyor. Hazreti İbrahim kararlılığını ve fedakarlığını, Hazreti İ-İsmail’in ise teslimiyetini hep konuşmuşuz ama Yüce Allah’ın Hazreti İsmail’i kestirmemesini nedense hep geçmişizdir. Yüce Allah’ın engin rahmetini. Bir babayı evladını boğazlamayla imtihan eden Rabbin en son demde babayı bu ağır imtihandan çıkarması. Ona evladını lütfetmesi, boğazlatmaması. Evladının kanına babanın elini bulaştırmaması. Babadan daha merhametli olması. Sonra Rabbe teslim olan o çocuğa (Hazreti İsmail’e) peygamberlik vermesi ve onu Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) dedesi yapması. Fedakar babayı, cefakâr babayı ve tevekkül eden evladı konuşan bizler ne yazık ki “Merhamet bol olan Allah’ı ne az konuşuyoruz. Bütün sahip olduklarımızın O’nun merhametli bir dokunuşunun eseri olduğunu hep göz ardı ediyoruz, Rabbi hakkıyla bilmeden Rabbin nimetini nasıl takdir edebiliriz ki. Yüce Rabbe tam teslim olmadan ne Halil olan Hazreti İbrahim’i ve ne de Halim olan Hazreti İsmail’i anlayamaz.

Babamız Hz. Ibrahim’in sünneti Kurbanı keserken Hz. Peygamber (s.a.v.) hicretin ikinci yılından itibaren hep boyle buyurdu. “Bu babanız Hz. Ibrahim’in sünneti adetidir. Bu nedenle de Kurban Bayramı’nda k urban vacip veya müekked (güçlü) sünnet kabul edilmiştir. Usulüne uygun hayvanlara eziyet etmeden, Kurbanı kesmek her Müslüman için bir ibadettir. Bunu ihmal etmemek lazım.

Rabbim kurbanlarınızı makbul etsin niyetinizi Allah için eylesin. Zira kesilen kurbanın eti ve kanı değil ancak takva dolu niyetleriniz Yüce Allah’a çıkar.

Bu kıssanın konu olduğu Saffat suresi meali ile yazımızı sonlandıralım. Rabbim yar ve yardımcımız olsun…

Saffat Suresi 100-113. Ayet meali

  • 100. O: “Rabbim! Bana salihlerden olacak bir evlat ver” dedi.
  • 101. İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.
  • 102. Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: “Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin” dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
  • 103.Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:
  • 104. Biz ona: “Ey İbrahim!” diye seslendik.
  • 105.Rüyayı gerçekleştirdin Biz iyileri böyle mükafatlandırırız.
  • 106.Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır
  • 107.Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
  • 108.Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık:
  • 109. İbrahim’e selam! dedik.
  • 110.Biz iyileri böyle mükafatlandırırız.
  • 111.Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.
  • 112.Salihlerden bir peygamber olarak (İbrahim’e) İshak’ı müjdeledik.
  • 113.Kendisini ve İshak’ı mübarek O’na (kutlu ve bereketli) eyledik. Lakin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.
Kurban
SELAM VE DUA İLE….

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.