AhlakGenelİslam

Havf ve Reca Durumları Hakkında Kısa Açıklama

Havf ve Reca
Havf ve Reca Nedir?

Havf ve Reca demek kısaca korku ve ümit arasında olmak demektir. Yani bir Müslüman ne kendine, ameline güvenecek nede ümitsizlik içinde olacak.

Havf ve Reca kelime olarak ne anlama gelir ve genel manada neleri ifade eder. Gelin birlikte bakalım.

Havf ve Reca Nedir?

Havf, Arapça bir kelimedir ve korku, endişe, kaygı duymak anlamına gelir. Burada ifade edilen korku  günaha düşmek endişesi, yaptığı amellerin Allah katında makbuliyeti var mı yok mu endişesidir. Eğer bu korku Allah’a ve salih ameller işlemeye daha da yakınlaştırıyorsa yerinde bir korkudur.

“Allah katında benim durumum nasıl acaba?” “İşlediğim ameller beni cennete götürecek mi veya Allah’ın rızasına ulaşacak mıyım?” gibi soruları kendine soran birisi bu tür kaygıları yaşayan bir kişi havf yani korku durumunu yaşıyor demektir.

Aslında olması gereken bir durumdur. Ama abartmadan vesveseye düşmeden olmalı. Zira amele güvenmek ucbdur.

Reca ise ümit etmek anlamına gelir.  Yani Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemek, O’nun lütfuna ulaşacağına ümit etmek, sonunun hayr olacağını düşünmek reca halidir.

Tövbe eden birinin affedileceğini ümit etmesi,  salih amel işleyen birinin sevap kazanacağını umması recayadır. Lakin burada da vesveseye düşülmemeli ümitli olmak bizi gevşekliğe götürmemelidir.

Havf ve Reca dengesi

Olması geren insandaki recayı, havf duygusu dengelemelidir. Havf demek tatlı bir korkudur ve Allah’ın celâl, kibriya ve azameti karşısında haşyet duymaktır. Reca ise lezzetli bir ümit: Allah’ın ihsan ve kereminden her daim ümitli olmaktır.

Mü’min vasfı hem ümit ve hem de korku içinde (Havf ve Reca) bir durumda olmaktır. Çünkü Allah hem Gaffar’dır, (afveden) hem de Kahhar (Celal) yani hem bağışlar hem de kahrı ve celali vardır.

Havf ve Reca konusuna Kurandan şöyle bir örnek verebiliriz. İsra suresi 57. ayet “Allah’ın rahmetini umarlar (ümit ederler) azabından korkarlar” ayeti biz müminlere her iki halin birlikte olması gerektiğine işaret eder.

Hz. Ömer (r.a) bu konuda şöyle demiştir. “Bir kişi Cehenneme gidecek deseler o ben miyim diye korkarım, bir kişi de cennete gidecek deseler o ben miyim ümidini taşırım”

Bir Müslüman ne kadar alim olsa da, ne kadar çok ibadet etse de ne kadar çok salih amel işlese de hiç bir zaman kendisine cennetlik gözü ile bakmamalıdır. Ne ilmine ne ameline güvenmemelidir. Zira azim bir zarara uğrayabilir.

Bundan sebep biz daima Allah’ın azabından korkmalıyız ve hiç bir ibadete hele gururla asla güvenmemeliyiz. İşte buna karşılık olarak nasıl ilmine, ibadetine güvenmek tehlikeli ve dikkat gerektiriyorsa bunun karşısında kendisini cehennemlik bilmesi, Allah’ın rahmetinden ümit kesmesi de çok tehlikelidir.

Demişler ki Allah’ın rahmetinden ümit kesmek büyük günahtır. Mümin olan orta yolda olmalıdır. Yani Allahü teâlânın rahmetinden ümidini kesmeyecek azabından da emin olmayacaktır.

Cenabı hak bizleri  havf ve Reca arasındaki dengeyi sağlayan ve daima istikamette olanlardan eylesin. İnşallah.

Tatlı dil ve güzel konuşma bir Müslümanda olması gereken bir haslettir ilgili makaleye ulaşmak için buraya tıklayınız


Leave a Response