Dini HikayelerDini KıssalarEvliyalarGenel

Hasan-ı Basri hazretleri ve kıssaları

Hasan-ı Basri hazretleri
Hasan-ı Basri hazretleri kimdir

Hasan-ı  Basri Hz. Peygamberin sahabelerini gören tabiinlerin en büyüklerindendir. 641 tarihinde Medine’de doğmuş, 728 yılında 88 yaşında bir cuma vakti Basra’da vefat etmiştir. Zahit, muhaddis, fakih ve müfessirdir.

Aslı Basra’lı olduğundan Basri namıyla meşhur olmuştur. Hasan-ı  Basri hazretlerinin babası sahabelerden Zeyd bin Sabit’in kölesi Cafer ve annesinin adı Hayre olup Hz. Peygamberin eşi Ümmü Seleme’nin azatlı kölesi ve hizmetkarıdır. Ümmü Seleme Hasan-ı  Basri  ile çok ilgilenmiş ve yetişmesinde büyük emeği olmuştur.

Hasan-ı  Basri hazretleri kimdir?

Hasan-ı  Basri hazretlerinde hikmet ve belagatin zirve olmasını Ümmü Seleme Annemizin onu emzirdiğine bağlamışlar. Hz. Ömer ise “Ya Rabbi, onu fakih kıl ve insanlara sevdir.” diye ona dua etmiştir.

Başta Hz. Ömer olmak üzere birçok sahabenin duasını alan Hasan-ı  Basri 12 yaşında iken hafız olmuştur. 120 veya 130 civarında sahabe ile görüşmüş ki bunlar arasında Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Abdullah bin Abbas, Enes b. Malik gibi meşhur sahabeler de vardır.

Hz. Ali’nin halife olmasından sonra ailesiyle beraber Basra’ya giderek kalan ömrünü burada geçirdi. Hem ilim kaynağın sağlam olması hem asrı-ı saadete yakın olması nedeniyle kendisine çok başvurulan alimlerden biriydi.

Sohbeti ve hitabı oldukça etkiliydi, fesahat ve belagatin zirvesine çıkmıştı. Onun sözlerini ve tesirini Hz. peygamberlerin sözlerine benzetenler olmuştur.

Hasan-ı  Basri dünya malına değer vermeyen zahit biriydi.  Sohbetinden dinlemek için gelenlerle evi dolup taşardı. Zamanın devlet adamları da onun ilminden istifade etmek için gelirlerdi. Bir süre Basra kadılığı da yapmıştır.

Kuran-ı kerimi çok okur ve ashabın hayatına derin bir özlem duyardı. Etrafında bulunanlara “70 civarında Bedir gazisi gördüm. Eğer siz onları görseydiniz deli sanırdınız, onlar da sizin iyilerinizi görseler artık ahlakın kalmamış, kötülerinizi görseler onların hesap gününe bile inanmamış kimseler derledi”

Hasan-ı  Basri pek çok talebe yetiştirmiş olup, meşhur Katade, Hişam İbni Hassan, Yunus bin Ubeyd, Eyüp İbni Ebu Temime gibi kıymetli alimler yetiştirmiştir.

Yaşadığı zamanında çok fazla fitne hareketi çıkmış ve görmüştür. Bu fitnelere karşı fikirlerini çekinmeden cesaret ile ifade etmiştir. Ve bu hareketi ile halkın takdirini kazanmıştır.

Ancak bir kaide olarak devlete ve otoriteye isyan etmemiş bu noktada gelen telkinlere, hatta zorlamalara karşın baş kaldıranlara katılmamış, zalimlere ve zorba devlet adamlarına hiç çekinmeden onları tenkit ederek baskı altında bulunan halkın hislerine de tercüman olmuştur.

Hasan-ı Basri hazretlerinin kıssaları ve sözleri

Bir vakit Hasan-ı Basri hazretlerine birisi geldi ve dedi ki;

– Bir adam seni çekiştirdi, gıybetini etti. – Sen o zatın evine niçin gittin? – Misafir idim – O adam sana ne ikram etti? – Yiyecek ve içecek – Sen bu kadar yemişsin, içinde kalmış ama bir sözü saklayamadın da bana mı getirdin!

Daha sonra gıybetini yapan adama taze bir tabak hurma hazırladı ve özür dileyerek, ona şu şekilde haber etti: “Duyduğuma göre sevaplarını, benim amel defterime göndermişsin! İstedim ki, buna karşılık vereyim! Kusura bakma! Benim hediyem senin ki kadar çok değil.”

Hasan-ı Basri ve Tövbe

Hasan-ı Basri tövbeyi şöyle tarif ediyordu. Tövbe hem diliyle hem haliyle yani günahı terk etmekle beraber helalleşmenin önemine vurgu yaparak bazı tövbelerin ham olduğunu belirtmiş “Bizim tövbemiz dahi bir tövbeye muhtaçtır.” demiştir.

Hz. Ali icazet verdi

Hz. Ali halifeliği sırasında bazı yerleri gezerdi. Oralarda halkı ziyaret eder ve dertlerini dinlerdi. Bir vakit yine böyle yolu Basra’ya düştü. Burada 3 gün kaldı. Bir mecliste Hasan-ı Basri’nin insanlara nasihat ettiğini gördü.

O meclise dahil olarak vaazını dinledi ve beğendi. Sohbetten sonra “Ya Hasan-ı Basri! Zamanın hadiseleri anlatan biri misin? Hakiki gerçeği öğretmek isteyen biri misin?” dedi. O da “Hz. Peygamber bize ne ilim getirdi ise onu anlatmaya çalışıyorum. Doğru bulduğum ilmi ise insanlara söylemekten çekinmem.” dedi.

Hz. Ali ona tebessüm ederek tebrik etti. Hasan-ı Basri onun Hz. Ali olduğunu anlayınca hızlıca kürsüden indi ona hürmetlerini iletti biat etti. Hz. Ali ise ona icazet vererek İslamın emir ve yasaklarını insanlara anlatmakla vazifelendirdi.

Hasan-ı Basri ve Şeytan

Hasan-ı Basri hazretlerinin talebeleri bir vakit şeytandan ve vesveselerinden şikayet ettiler, dediler ki “Şeytan sürekli bizi yanlış işler yapmaya teşvik ediyor. Dünya size lazım olacak elinize geçerse sımsıkı tutun” diyor ve bizi hayır işlemekten alıkoyuyor dediler.

Bunu işiten Hasan-ı Basri hazretleri güldü ve dedi ki: “O da az önce burada idi. Sizden şöyle diyerek şikayet ediyordu “Şu insanlara nasihat et de bana ait olanı almaya çabalamasınlar. Haklarına razı olsunlar. Huzurundan kovan Allah dünyayı ve Cehennemi bana mülk olarak verdi. Cennet’i ve kanaati ise ademoğluna verdi. Şimdi bunlar paylarına düşeni bırakarak benim mülkümden istiyorlar. Ben ise karşılık olarak imanlarını almadan dünyayı kendilerine vermiyorum.”

Sonra talebelerine döndü ve dedi ki “eğer bu vesveselerden güvende olmak dilerseniz dünyayı ve dünyaya ait endişeleri terk ediniz ve kalplerinizden çıkarınız.” diyerek talebeleri ders verdi.

Haccac ve Hasan-ı Basri

Haccac zalimliği ile meşhur olmuş ve insanlar kendisinden çok korktuğu birisidir. Hasan-ı Basri Hazretlerini ziyaret için Basra’ya gelmek istediğini iletir. Bunu duyan halk endişelenir. Zira nereye gitti ise çok kelleler almış.

Endişelerinden kurtulamayan halk toplanarak gelirse onunla savaş etmeye karar verirler. Hasan-ı Basri Hazretleri onlara hitaben dedi ki onu yenmeniz imkan dahilinde değildir. Hadi yendiniz diyelim Allah size başkasını musallat eder.

O vakit ne yapalım dediler “Eğer kazancınızda haram mal var ise, hak sahiplerine iade edin. Hak sahiplerini aradınız bulamadınız ise fakirlere dağıtın. Eğer nikahsız kadınlarla beraberseniz onları nikahınıza alın veya bu işleri terk edin. Günahlarınıza çokça tövbe ederek Kur’an okuyun. Allah’tan ümit ederim ki Haccac’ın zulmünden sizi muhafaza eder.” dedi.

Halk hemen dediklerini yapmaya başladı. Bir süre sonra haber geldi ki Haccac Basra’ya ziyaretten vazgeçmiş. Herkes mutludur. Hasan-ı Basri Hz. “Haccac’ın buraya gelmeyeceğini önceden biliyordum” demiş. Halk ise “Nereden Nasıl?” demişler. O da “Eğer bir kimse sizin yaptığınız gibi yapsa yani haram şeyleri bıraksa, herkese hakkını teslim etse ve günahları için Allah’a tövbe etse, Kuran’ı güzelce okursa Allah (c.c.) o kimselerin dualarını kabul eder ve belaları da kaldırır.”

Hasan-ı Basri hazretlerinden hikmetli sözler

“Bu ilmi seviyeye nasıl ulaştın?” diye sordular. Hazret dedi ki “Ashab-ı kiramdan Hz. Huzeyfe Yemani’den” aldım. “O kimden almış?” diye sordular. Hazret “Hz. Huzeyfe dedi ki: Bu ilim Hz. Peygamberden bir hediyedir. Zira herkes ona (s.a.v) hayır işlerden sorardı, ben ise şer olanları sorardım. Eğer şerleri yapmaktan çekinir ve kötü işlerden sakınırsam, iyilikleri zaten yapabileceğimi düşünürdüm.”

Bir kimse Hasan-ı Basri’ye “Kızımla evlenmek isteyenler var, lakin kiminle evlendireceğimi bilemiyorum deyince, onlardan Allah’tan kim çok korkuyorsa onunla demiş, zira severse ne ala (iyi), sevmez ise Allah’tan korktuğu içi hiç olmazsa ona zulüm etmez.” demiştir.

Birisi Hasan-ı Basri hz. geldi ve dedi ki bana öğüt ver. O da “Allah’ın isteklerini ve emrini yücelt, üstün tut ki Allah da seni şerefli kılsın”

Genç bir delikanlının kahkahalar ile güldüğünü görünce ona “Oğlum Sırat köprüsünü geçtin mi?” dedi. O “Hayır Efendim” dedi. Hasan-ı Basri “Peki ahiretteki vaziyetini biliyor musun?” dedi. O “Hayır Efendim” dedi. Hasan-ı Basri “O halde bu kahkaha nedir?” dedi. Gencin bu konuşmadan sonra bir daha güldüğünü gören olmadı

Kendisinden nasihat isteyen birine aşırılıktan kaçarak orta yolda gitmesini tavsiye ederek “Bütün ümmetlerin bir putu vardır. Bu ümmetin putu ise altın ve gümüştür” demiştir.

Birisi gelerek ölümden korkuyorum deyince “Ardında servet bıraktığın için ölümden korkuyorsun, sen serveti önden gönderseydin korkmazdın” demiştir.

Bir nasihatinde ise şöyle demiş. “Dünyanın senden sonra nasıl olacağını merak ediyorsun değil mi? O zaman senden önceki ölenlerden sonra ne olmuş ona bakınız!

Bir mecliste bulunanlara hitaben “Bir kimsenin bir malı nasıl kazandığını mı bilmek istiyorsunuz o zaman nereye harcamış ona bakınız. demiştir.

Velhasılıkelam

Şu nasihati oldukça manidardır. “İnsanların kalabalık olmasına bakıp da aldanma. Zira sen tek başına yalnız olarak ölecek, kabre tek gireceksin, tek başına o kabirden çıkacak ve hesabını tek başına vereceksin.

Rabbim bu nasihatlerden bizleri müstefit eylesin ve Allah şefaatlerine nail eylesin. Selam ve dua ile..

Osmanlıca isminiz nasıl yazılıyor? Buradan öğrenebilirsiniz..

Gıybet nedir? Caiz olan yerler nerelerdir? okumak için burayı tıklayınız.

İslam Dininde Evliliğin Önemi – Evlilik Hakkında Ayet ve Hadisler konulu yazıyı okumak için burayı tıklayınız.


Leave a Response